22 Şubat 2023 Çarşamba

Nezaket deyince akla ilk gelen şairimiz Özdemir Asaf'ın bir anekdotu ile başlamak isterim;
Özdemir Asaf bir gün Cağaloğlu’ndaki Molla Fenari Sokak’ta bulunan matbaasının önünden Karaköy’e gitmek üzere taksiye biner Asaf. Tesadüf bu ya, şoför de r’leri söyleyemiyordur onun gibi. “Neğeye biğadeğ?” diye sorar şaire. Şimdi “Kağaköy’e” dese, şoför kendisiyle dalga geçtiğini düşünür mü? Bu endişeyle, “Eminönü” diye cevap verir. Eminönü’nde inip Karaköy’e kadar yürür. 
Bu davranışa tümüyle nezaket diyebilir miyiz?Bu incelik bu nezaket çok çabuk kopmaya müsaitken. 
Nezaket deyince aklıma gelen unutamadığım başka bir olaysa Somadaki o yaralı madencinin sedye kirlenmesin diye ayakkabılarını çıkarmak istemesi.Şu anda soyu tükenmekte olan temiz anadolu insanı.Ya da varlıklı insanlar.Zengin değil varlıklı insan kelimesinin altını çiziyorum.

12 Eylül 2014 Cuma

Güçlükler başarının değerini artıran süslerdir. Molıere
bazen varya bir küfretmek gelir bir daha gitmez... ben zaten yaptığımdan memnun değilken insanlar buna neden karışır ben cezamın acısını çekerken insanlar sanki kırbaçlar bunu sonra bide derler ki ağlamayana meme vermezler vermezler memnen olsa ağzından bile alırlar